Nur Koçak'ın Mutluluk Resimlerimiz sergisi Ankara'da

Fotogerçekçilik akımının Türkiye’deki ilk temsilcilerinden Nur Koçak’ın en kapsamlı sergisi Mutluluk Resimlerimiz, SALT Beyoğlu ve SALT Galata’nın ardından Ankara’da,

Fotogerçekçilik akımının Türkiye’deki ilk temsilcilerinden Nur Koçak’ın en kapsamlı sergisi Mutluluk Resimlerimiz, SALT Beyoğlu ve SALT Galata’nın ardından Ankara’da, Çankaya Belediyesi iş birliğiyle Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde (ÇSM) gerçekleştiriliyor. Sanatçının 1981 tarihli bir işinden esinle adlandırılan serginin ÇSM sunumu, 1970’ler ile 2010’lar arasındaki resim serileriyle heykellerini bir araya getiriyor. Kadın dergilerinden Hollywood sinemasına popüler kültürün yaygınlaşması ve Türkiye’deki yansımalarını eleştirel bir gözlemci anlatıcı olarak irdeleyen Koçak’ın sanat pratiğine ayrıntılı bir bakış sağlıyor.

Mutluluk Resimlerimiz, 1960 öncesi kentli orta sınıfın beğenileri kadar, Türkiye sinemasının ilk yıldız oyuncusu, yapımcı ve yönetmen Cahide Sonku’nun üretimlerinin göz ardı edilerek itibarsızlaştırılmasına gönderme yapan bir dizi resmin ilki Cahide-Önce (1996-1999) ile başlar. Sanatçı, 1945 yapımı Yayla Kartalı filminde inci kolyesi, sigarası ve melankolik bakışlarıyla “arzu nesnesi” bir kadını canlandıran Sonku’nun portresini, sinema perdesindeki görkeminden esinle devasa bir tuvale aktarır.

Koçak, bu işi takip eden Fetiş Nesneler (1974-1988) ve Nesne Kadınlar (1975-1979) serilerinde, Paris’te devlet bursuyla resim eğitimi alırken topladığı kadın dergilerinden görsel unsurları kullanır. Başlangıcı, “sanat pratiğinin miladı” olarak nitelediği, 1974 tarihli Vivre [Yaşamak] resmi olan Fetiş Nesneler’de, popüler tırnak cilası, ruj ve parfüm markalarının albenili fotoğraflarını işlev ve bağlamından kopararak anıtsal boyutlara taşır. Nesne Kadınlar’daki Siyah File (1974) ve Kırmızı ve Siyah (1976) gibi işlerdeyse, iç çamaşırı, mayo ve bikini reklamlarının “yüzü olmayan kadınlar”ını anonimleştirerek yan yana sıralar.

Küreselleşen tüketim kültürünün İstanbul’un merkezindeki mağaza vitrinlerine etkisine bakan Vitrinler’de (1989-2019), boncuk işlemeler ve parlak taşlarla süslü file çoraplar, dantelli iç çamaşırları ve türlü aksesuar sokak imgeleriyle iç içe geçer. Bu serideki fotoğraf ve resimler, o zamana dek mahrem sayılan ürünlerin teşhir edilmesiyle kadın bedeninin seyirlik bir nesne olarak kimliksizleştirilmesini sorgular.

Bir subay kızı olan ve çocukluk ile ilk gençlik yıllarını başkentte geçiren Koçak’ın Aile Albümü (1979-2012) serisi, anne babasının evlendiği 1930’dan 1950’lere özel günlerde, çoğu stüdyoda çekilmiş hatıra fotoğraflarını temel alır. Toplumun her üyesine belirli bir rol atadığı, ideal cumhuriyet ailesini temsil eden portrelerde, üniformalı baba figürü ailenin kurumsallığını, özverili anne figürü destek ve devamlılığı, özenle giydirilmiş çocuklarsa umutla bakılan geleceği yansıtır.

ÇSM sunumundaki son seri, toplumsal belleğe kazınmış “mutluluk” mizansenlerini buluşturur. Sanatçının, bir dönem bağımsız bir kadın gazetesi olarak yayımlanan Kelebek’teki “Mutluluk Resimleriniz” köşesinden yola çıkarak yaptığı siyah beyaz çizimlere Cağaloğlu’ndan toplama, romantizm temalı asker kartpostallarına müdahalelerle ürettiği bir dizi iş eşlik eder. Deneyimler ve temsilleri arasındaki uyumsuzluğu öne çıkaran Mutluluk Resimleriniz (1981) serisi, aynı zamanda, Koçak’ın 1970’lerin sonunda katıldığı posta sanatı sergileriyle gitgide artan kartpostal kullanımını görünür kılar.

1941 doğumlu Koçak, ilk resim çalışmalarını, ilk ve orta öğrenime devam ettiği TED Ankara Koleji’nde Turgut Zaim’le yaptı. Liseyi bitirdiği Washington’da, soyut dışavurumcu Leon Berkowitz’in öğrencisi oldu ve okulun “en iyi resim öğrencisi” seçildi. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi yıllarında öncelikle Adnan Çoker galerisinde; ardından Cemal Tollu ve Neşet Günal atölyelerinde çalıştı. Akademide egemen resim anlayışına karşın 1973’te fotogerçekçi resimler üretmeye başladı. Sanatçının mecra ve teknik seçimindeki kararlı yaklaşımını vurgulayan Mutluluk Resimlerimiz, feminist bakış açısına sahip işleriyle kadın kimliğinin yok sayıldığı ya da arka planda bırakıldığı sanat tarihsel anlatının dönüşümüne sağladığı katkılara dikkati çeker.

Sanat tarihçisi Ahu Antmen ile SALT’tan Amira Akbıyıkoğlu tarafından programlanan bu sergi, ÇSM sunumuna özel olarak yeniden kurgulanmıştır.

Antmen ile Akbıyıkoğlu’nun açılış kapsamında sanatçıyla ÇSM’deki Yaşar Kemal Konferans Salonu’nunda yapacağı, saat 18.30’da başlayacak söyleşi herkesin katılımına açık ve ücretsizdir. Gelecek programlar, saltonline.org ve SALT Online sosyal medya hesaplarında ayrıntılı olarak duyurulacaktır.


Hibya Haber Ajansı

638
Okunma