Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yolculuğumuz çeyrek asrı geride bırakıyor
Sakarya, 27 Haziran (Hibya)- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu
Sakarya, 27 Haziran (Hibya)- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:
“Aziz milletim Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'yla diğer genel merkez kurullarımızın kıymetli üyeleri kadın ve gençlik kollarımızın merkez karar ve yürütme kurullarının değerli mensupları kıymetli kurucularımız, kıymetli milletvekilleri, değerli kabine üyelerimiz, muhterem dava ve yol arkadaşlarım hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin şahsında ülkemizin dört bir yanında AK Parti'nin millet davasını ve Türkiye sevdasını göğsünün üzerinde bir madalya misali gururla taşıyan tüm yol arkadaşlarıma selamlarımı sevgilerimi gönderiyorum. Yine burada şairin dostlar bir kere bile selamlaşmadık. Aynı ekmek aynı hürriyet aynı hasret için ölebiliriz dediği gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde özellikle kalbi bizimle atan tüm dostlarımıza kardeşlerimize en derin muhabbetlerimi iletiyorum. AK Parti istişare ve değerlendirme toplantılarımızın otuz üçüncüsünde bir kez daha sizlerle beraber olmanın sizlerle hasbihal etmenin siz kardeşlerimle hasret gidermenin memnuniyetini yaşıyorum. Davetimize icabet ederek kampımızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Toplantımızın ve burada iki gün boyunca yapacağımız istişarelerin partimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Daha önceki buluşmalarımızda olduğu gibi değerli fikirlerinizle görüş ve önerilerinizle istişare toplantımıza kıymetli katkılar sunacağınıza inanıyor. Sizlerden kanaatlerinizi samimiyetle paylaşmanızı özellikle rica ediyorum.
Değerli kardeşlerim konuşmamın hemen başında şu hatırlatmayı yapmak isterim. Biz ne kendi içimizde ne de milletimizle aracılarla konuşan perdeyle konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik.
Düşüncelerimizi özgürce dile getirdik. Eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi hem de çok cesur biçimde çok öz güvenli bir şekilde yaptık. Partimiz için hareketimizin istikbali için mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda gönül birliği içinde omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. Inşallah otuz üçüncü istişare toplantımızda da aynısını yapacağız.
Basına açık kısmın ardından yol arkadaşlığımızın gereği olarak dostane bir atmosferde gündemimizdeki konuları etraflıca ele alacağız. Bugün ve yarın meselelerimizi konuşacak tartışacak müzakere edecek inşallah ufkumuz aydınlanmış kardeşliğimiz güçlenmiş muhabbetimiz tazelenmiş bir şekilde toplantımızı tamamlayacağız. Cenabı Allah toplantımızı ve istişarelerimizi bereketli kılsın diyorum.
Değerli yol arkadaşlarım bugün otuz üçüncü geleneksel istişare toplantımızı yaparken inşallah bir buçuk ay sonra da AK Partimizin kuruluşunun yirmi beşinci yıl dönümünü kutlayacağız. On dört Ağustos iki bin birde başlayan yolculuğumuz artık çeyrek asrı geride bırakıyor. Çeyrek asırdır önce Cenabı Allah'ın yardımı sonra kaderimizi kaderiyle bütünleştirdiğimiz aziz milletimizin desteğiyle Türkiye'ye hizmet ediyoruz.
Yirmi beş yıldır durmadan duraksamadan yılmadan ve yorulmadan ülkemize milletimize hizmetkarlık etmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Burada şu hususun altını özellikle çözmek istiyorum. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim.
Biz millet olarak öyle rastgele bir araya gelmiş tarih yolculuğu içinde tesadüfen karşılaşmış zamanın ve coğrafyanın zorlamasıyla kaynaşmış bir topluluk değiliz. Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir topluluk öyle bir millet de değiliz. Türkiye'nin tamamı seksen altı milyon hep birlikte ortak bir tarihe ortak bir kadere şühedanın kanlarıyla sulanmış ortak bir vatana sahibiz.
Her şeyden önce biz aynı peygamberin ümmeti olarak aynı mukaddes kitabın nuruyla aydınlanan aynı kubbenin altında nefes alan aynı ezanı terennüm eden bizi bir eden bizi beraber eden bizi tek bir millet eden ortak bir imana sahibiz. Yorumlar farklı olabilir. Düşünceler farklı olabilir. Anlayışlar farklı olabilir. Değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Mezheplerde üslupta, yolda, yöntemde farklı kulvarlarda olabiliriz. Meseleleri ele alma biçimleri farklı olabilir. Çözüm önerileri farklı olabilir. Yaşam tarzları hassasiyetler farklı olabilir.
Ancak nihayetinde hepimiz aynı vatan toprağı üzerinde aynı bayrak altında aynı hilalin gölgesinde aynı istikamete ilerleyen gönülleri aynı ülküde kenatlenmiş bir topluluğuz. Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim. Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip olan hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir. Sığıntı değildir. Öteki değildir. Üvey evlat değildir. Bilakis hepsi de bu vatan toprağında büyük sahibidir. Ev sahibidir.
Bu milletin asli unsurudur. Bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun dedeleri nereden gelmiş olursa olsun mezhebi meşrebi kökeni görüşü düşüncesi her ne olursa olsun değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşıdır.
O halde herkes kadar bu ülkenin bu vatanın bu devletin sahibidir. Ve bu devlet bir zümrenin bir kitlenin belli bir grubun belli bir kökenin değil bu topraklar üzerinde yaşayan seksen altı milyonun tamamının devletidir. Seksen altı milyonun her bir ferdi bila istisna bu devletin eşit derecede sahibidir.
Değerli kardeşlerim AK Parti olarak kuruluş çalışmalarına başladığımız andan itibaren kutuplaştırmanın ayrıştırmanın ötekileştirmenin dışlamanın etrafında değil birleştirmenin kucaklaştırmanın barıştırmanın kaynaştırmanın etrafında yer aldık. Biz hangi alanda olursa olsun bir hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın imtiyaz sağlamanın değil eşitlik ve adalet mücadelesini Bizim AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaştırma ayrıştırma olarak lanse edildi. Imtiyazlarını kaybedenler bizi toplumu kamplaştırmakla suçladılar.
Hayır. Tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik. Bakınız kendi evlatların dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi.
Oysa bu çocuklar bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği olarak örtüyorlar. Daha da ötesi bu ülkede dindar olsun ya da olmasın kadınlar yüz yıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler. Ama siz örtünmeyi yasaklarsanız bu milletin öz kültürü öz geleneği olan giyim kuşam tarzını tesettürü yasaklarsanız siz Anadolu kadınının yaşmağına yazmasına çarşafına hor bakarsanız normal olana karşı çıkmış olursunuz. Toplumu germiş olursunuz. Kadınları kutuplaştırmış olursunuz. Milletin huzurunu kaçırırsınız.
Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken bir imtiyazın peşinde değildik. Bir ayrıştırmanın kutuplaştırmanın peşinde değildik. Diğerlerini ötekileştirmenin diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik.
Biz sadece normalleşmenin eşitliğin adaletin böylece kaynaşmanın böylece kucaklaşmanın peşindeydik. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor başörtüsüne başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derece üstenci bir dille küstah bir eda ile güya kadınlara ders veriyor. Kadınları aşağılıyor. Tehdit ediyor. Herkes şunu anlamalıdır. Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu mesele normalleşmiştir. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir.
Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir. Başörtüsü anormal değildir. Marjinal değildir. Radikal değildir. Ekstrem değildir. Belli bir tarikatın, belli bir cemaatin veya ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaş mı? Yazması, tülbendi, çarşafı özellikle örtmesi ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir. Inşallah ebediyen de normal olacaktır. Bakın bu yeni normal de değildir. Bu tüm zamanların normalidir. Bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz işte budur. Bizim seksen altı milyon hepimizin başka vatanımız yok. Başka yurdumuz yok. Mensubu olduğumuz başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz. Biriz. Beraberiz. Son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız. Biz bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik.
Ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimsede bize husumet besleyemez. Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya ayar vermeye istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize kendi öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz, mütekebbir bir üslupla bize ders veremez.
Bu hiç kimsenin haddi de değil, hakkı da değildir. Kim ki bu milletin fertleri arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir. Kim ki bu ülkenin kadınlarını kılık kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır.
AK Parti'yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik. Yirmi beş yıldır da bu ilkeler ekseninde mücadele veriyoruz. Kıymetli dostlarım, değerli arkadaşlarım, siyaset aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmaktır. Konuşmaktır. Müzakeredir.
Farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz. Ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek ortak bir paydada buluşma iradesini bu erdemi göstermek zorundayız.
Bunu da kendimiz kendi ikbalimiz için değil milli bir ödev bilinciyle milletin istikbali için yapmak durumundayız. Cumhur İttifakı çadısı altında Milliyetçi Hareket Partisi ve değerli lideri sayın devlet bahçeliyle biz işte bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak ülkemizin bekası milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık.
Ortak noktalarda buluştuk. Cumhur İttifakı'nı kurduk. Yeni kapı ruhuyla milletimize birlikte hizmet ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçmeniyle de diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz. Ama hepimiz aynı vatanın aynı toprağın çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz siyaset meydanlarında kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz. Fakat akşam aynı gök kubbenin altında toplanıyor. Kimi zaman aynı çatının altında aynı sofrada buluşuyor. Aynı çorbaya kaşık salıyoruz. Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı. Bizi birbirimize asla hasıl yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı.
Aramızı açmamalı. Tabii bunları samimiyetle söylerken şu gerçeği de göz artı etmiyoruz. Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren siyasi farklılığı kutuplaştırmaya çeviren fikir çatışmaya dönüştüren gerilimden kutuplaşmadan nemalanan en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. Öyle düşünmeyeceksin. Öyle giyinmeyeceksin. O kitabı okumayacaksın. Öyle yazmayacaksın dediler. O dili konuşmayacaksın. O türküyü dinlemeyeceksin. Oraya gitmeyeceksin. Onu öğrenmeyeceksin. Öğretmeyeceksin dediler. Bu milleti ayırdılar. Ayrıştırdılar. Kutuplaştırdılar.
Siyasi rekabeti husumete çatışmaya dönüştürdüler. Işte en son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinden yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar. AK Parti olarak yirmi beş yıl boyunca yasakları kaldırmanın hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduk.
Yirmi beş yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdik. Yirmi beş yıl boyunca kardeşlik mücadelesi bu milleti kucaklaştırma mücadelesi verdik. On beş Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakı'nı kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim. Biliyorsunuz şu anda CHP içinde bir çatışma bir ayrışma var. Her zaman söyledim yine söylüyorum. Biz CHP içindeki bu kavganın bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk. Bugün de yokuz. Yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular. Birbirlerinin kuyularını kazdılar. Birbirlerine şikayet ettiler. Ve bizim değil yargının değil bizzat kendi elleriyle kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Bir ürettiler.
Şimdi de ceremesini çekiyorlar. Ama buna rağmen bizim arzumuz ve umudumuz şudur. CHP'nin içindeki diş mihraklardan kurtulması hem Türkiye siyaseti adına hem Türkiye adına kuşkusuz hayırlı olacaktır. Başarabilirler mi? Başaramazlar mı? Elbette bunu biz bilemeyiz. Ancak Türkiye'nin her türlü vesayetten arınmış bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğu son derece açıktır. Gücünü tabandan almayan, gücünü seçmeninden almayan, gücünü Türkiye üzerine hesabı olan bir takım dış güçlerden gücünü yolsuzlukla elde edilmiş yetim hakkından kara paradan haram paradan alan bir muhalefet Türkiye'ye fayda getirmez, zarar getirir.
Kendisiyle barışık olmayan, kendi evinde huzur bulunmayan, kendi içinde birlik olmayan teşkilatlarının biri Şam'dan biri Şark'tan çalan bir yapının Türkiye'ye de milletimize de sunabileceği hiçbir katkı yoktur. Bizim bütün arzumuz Türkiye'nin normalleşmesidir. Bu elbette her konuda mutabık olabileceğimiz anlamına gelmez.
Ancak iktidar kadar muhalefetin de ayaklarının bu vatan topraklarına basması bu milletin değerlerinden beslenmesi hayati derecede önemlidir. Şunu unutmayalım değerli arkadaşlar. FETÖ on beş Temmuz'da o hain darbe girişimini yaparken bunu sadece şahsıma sadece bize yapmadı.
O kalleş darbeyi Türkiye'ye yaptılar. Seksen altı milyon vatandaşımızın tamamına yaptılar. FETÖ ihanet şebekesini bu ülkeden temizlerken kendimiz için değil devletimiz milletimiz geleceğimiz için temizledik. Siyonizm adı verilen soykırımcı, işgalci, yayılmacı ideoloji sadece şahsıma sadece partimize sadece ittifakımıza değil herkese kastediyor. Biz de siyonizme karşı mücadele verirken kendimiz için şahsi mücadele vermiyoruz. Bunu kendimizin milletimizin topyekun bekası için yapıyoruz.
Terör örgütü yaklaşık kırk yıl boyunca kan dökerken senden benden diye ayırmıyordu. Kürdüyle, Türküyle milletimizin tamamına saldırıyordu. Bugün terörü sona erdirirken belli bir kesim için belli bir kesimin çıkarı için değil ülkemiz, vatanımız, devletimiz, milletimiz için sona erdiriyoruz.
Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasını kendimiz için değil bu ülkemiz bütün evlatlarımız için Türkiye'nin aydınlık yarınları için istiyoruz. Aynı şekilde yol yaparken köprü yaparken tünel inşa ederken milyonlarca konut üretirken Türkiye'nin savunma sanayini güçlendirirken eğitimde, sağlıkta, enerjide her alanda destan yazarken belli bir kesimi mutlu etmeyi belli bir kesimin huzurunu güvenliğini sağlamayı değil Türkiye'mizi düşünüyor, Türkiye'mizi dert ediniyoruz. Bakınız gereksiz tartışmalarla gereksiz çatışmalarla incir çekirdeğini dahi doldurmayan kavgalarla Türkiye geçmişte yıllarını kaybetti, enerjisini kaybetti, fidan gibi delikanlılarını kaybetti.
Sağ dediler, sol dediler. Alevi, Sünni, Kürt, Türk dediler. Yıllarca bu millete çok ağır bedeller ödettiler. Çok büyük acılar çektirdiler. Biz artık milletimizin yeni bedeller ödemesini istemiyoruz. Sanal gerilimlerle bu ülkenin enerjisinin heba edilmesini istemiyoruz. Raf ömrü dolmuş bayat senaryolarla Türkiye'ye vakit kaybettirilmesini istemiyoruz. Bugün artık hep birlikte bunları geride bırakmanın geçmişte bırakmanın zamanı gelmiştir. Görüş ayrılıklarımız elbette olacaktır.
Bunlar bizim zenginliğimizdir. Ancak müştereklerimizi daha da çoğaltmak mümkündür ve bunu başarabiliriz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak başta terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere dış politika gibi güvenlik gibi hak ve özgürlüklerin ilerletilmesi gibi milli meselelerde uzlaşıya ortak noktalarımızı büyütmeye hazırız.
Değerli kardeşlerim yirmi beş yıl boyunca AK Parti'yi kurarken Türkiye'nin bütün renklerinin partimiz içinde temsil edilmesine özellikle ihtimam gösterdik. AK Parti'nin temellerini ayrıştırma üzerine değil kucaklaştırma üzerine çatışma üzerine değil uzlaşma üzerine kutuplaştırma üzerine değil birleştirme bütünleştirme üzerine inşa ettik. Biz Mevlana gibi her ne olursan ol yine gel dedik. Yunus gibi gelin tanış olalım dedik. Hacı Bektaş gibi hırslar kinler yok olur aşkla meydanımızda dedik. Yirmi beş yıldır bizim kapımız açıktır. Çatımızın altında herkese yer vardır.”
Hibya Haber Ajansı© Copyright 2026 kiriksaz.com Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.